SGK Olayında Gerçekler Ayrıntıda Saklandı: Görevden Alınma ve Rüşvet İddialarının Perde Arkası
SGK Olayında Gerçekler Ayrıntıda Saklandı: Görevden Alınma ve Rüşvet İddialarının Perde Arkası
Bilindiği üzere SGK’da uzun bir süredir devam eden CİMER ve dilekçeler üzerinden şikayetleri Mayıs ayında hız kazanmıştı. Bu durumun ardından Antalyaspor ve KADİM sistemi üzerinden yaşanan olaylar ve çeşitli münferit şikayetlerin Ankara’da ilgili bakanlıklara ulaşması üzerine eski SGK il müdürü Mehmet Tanrıöver Ankara’ya çağrılmıştı.
Bilindiği üzere SGK’da uzun bir süredir devam eden CİMER ve dilekçeler üzerinden şikayetleri Mayıs ayında hız kazanmıştı. Bu durumun ardından Antalyaspor ve KADİM sistemi üzerinden yaşanan olaylar ve çeşitli münferit şikayetlerin Ankara’da ilgili bakanlıklara ulaşması üzerine eski SGK il müdürü Mehmet Tanrıöver Ankara’ya çağrılmıştı.
Bilindiği üzere SGK’da uzun bir süredir devam eden CİMER ve dilekçeler üzerinden şikayetleri Mayıs ayında hız kazanmıştı. Bu durumun ardından Antalyaspor ve KADİM sistemi üzerinden yaşanan olaylar ve çeşitli münferit şikayetlerin Ankara’da ilgili bakanlıklara ulaşması üzerine eski SGK il müdürü Mehmet Tanrıöver Ankara’ya çağrılmıştı.
Yaşananlar öncesinde ise kendisi ile ilgili şikayetlerden güçlü siyasi ilişkileri avantajıyla bir şekilde haberdar olan Mehmet Tanrıöver yine o güçlü siyasi ilişkilerini kullanarak görevden alınmayı önlemek için o dönemde sık sık Ankara’ya giderek temaslarda bulunduğu biliniyor.
Tanrıöver’in temaslarına rağmen ilgili bakanlık, kurum içi yazışmayla Ankara’dan görevden uzaklaştırma yazısını göndererek kararlılığını göstermişti. Mehmet Tanrıöver, kendisini aklamak amacıyla, görevden alınma yazısı tebliğ edilmesine rağmen birkaç gün boyunca hiçbir şey olmamış gibi makamında oturmaya devam etti. Bu süre zarfında ise dikkatleri bakanlığa şikâyet edilen asıl konulardan başka yöne çekmek için, görevden alınmasının "siyasi bir baskı sonucu" olduğu yönünde bir algı süreç başlattı. O esnada SGK binasını terk etmeyen Tanrıöver’i vali yardımcısı bizzat binaya gelerek kurumdan ayrılmasını sağlamıştı.
Tanrıöver, ilk olarak yaşanan bu süreçte müfettişleri kendisinin çağırdığı algısını yaratmaya gayret sarfetti. Kendisini her fırsatta mütedeyyin ve muhafazakâr mahallede olduğunu vurgulayan Tanrıöver karşı mahallenin medyasına rutin bir olayı fısıldayarak sanal bir mağduriyet peşinde koştu.
İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal üzerinden bir yıpratma operasyonunu yaparak kısmen de olsa kamuoyunda kafaları karıştırmayı başardı. Çolak’ın koruma polisinin kardeşi olan SGK İl Müdür Yardımcısı L. E. üzerinden, yabancı menşeli bir yatçılık firmasına iltimas geçildiği ve rüşvet istendiği iddialarını arka planda medyaya servis etti. Bazı gazeteciler önce Tanrıöver’i yere göğe sığdıramazken daha sonra köşe yazılarında olayın perde arkasını gördüklerini ve yanıldıklarını itiraf ettiler.
Söz konusu iddiaların merkezindeki olaylar zinciri ise bir CİMER Şikâyeti ile geliştiği zaten bilinen bir gerçekti. Bahse konu yat firması hakkında, muhtemelen rakip firmalar tarafından "tolerans tanındığı ve SGK’nın işlem yapmadığı" gerekçesiyle Mart ayında 260507584 sayılı CİMER başvurusu yapılmıştı.
Sonrasında rutin başvuru ve firma ile bir görüşme gerçekleşmişti. Şirket ortaklarının yabancı olması ve Türkçe bilmemesi nedeniyle, görüşmeler muhasebeci, tercüman ve hukuki süreci öğrenmek isteyen Avukat O. B. Ö aracılığıyla yürütüldü.
Milletvekili Tuba Vural Çokal’ın ise bir vatandaşın sorununun çözümü adına bir referans olayının siyasi isimler için kaçınılmaz rutin bir durum olduğu bilinmesine rağmen konu il müdürü tarafından hedef şaşırtma operasyonuna dönüştürüldü.
Oysaki firmanın temsilcileri ve SGK il müdür yardımcısı arasında geçen görüşmeler yasal bir prosedür çerçevesinde ilgili diğer memurların da olduğu bir ortamda gerçekleşmişti. Kaldı ki bu görüşmeler her firma yapılagelen uygulamalardan herhangi biriydi. Firmanın talebi net bir şekilde SGK borçlarının yapılandırması üzerineydi. Çünkü yasa gereği teknik olarak bir firmanın SGK borçlarının silinmesi imkansızdı.
Görüşmede il müdür yardımcısı L.E konun icralık olması nedeniyle zaten konunun asıl muhatabı icra memurunu da görüşmeye dahil etmişti. Ak parti il başkan yardımcılarından birinin SGK Genel Müdürlüğüne gelen benzer her olayda “işverenlere yardımcı olun" talimatını sadece bu firma için yapılıyor algısı yine il müdürünün kendisiyle ilgili yapılan müfettiş sorgulamalarını baltalamak için yapıldığı ise tutuklandıktan sonra çok daha net anlaşılır oldu.
Yine o yatçılık firmasına SGK il müdürlüğü tarafından yasalar çerçevesinde belirli bir peşinat ödenmesi halinde banka haczi uygulanmaması ve ticari faaliyetlerin sürmesi yönünde standart prosedür önerilmişti.
Bu olayların ortaya çıkmasından sonra il müdürü tarafından pompalanan bu durum karşısında yat firması kendilerinden hiçbir memur ya da başka bir kişinin rüşvet istemediğini belirtmesine rağmen ve bu konuda herhangi yasal bir işlemde bulunmamalarına rağmen il müdürünün görevden alınmasının nedenleri bir anda unutularak siyasi manada daha çok ilgi çeken Tuba Vural Çokal’e çevrilmesi ustalıkla yapılan büyük bir manipülasyon olarak ortaya çıktı.
Milletvekili Çokal'ın avukatı olduğu öne sürülen O. B.Ö ile İl Müdür Yardımcısı L. E. ve icra memuru H. K.'nin bir araya geldiği, 100 milyon TL'lik borcun silinmesi karşılığında 200 bin Euro rüşvet istendiğine dair yapılan haberler ile ilgili ne firmanın bir şikâyeti var ne de konuyla ilgili bir işlem var.
Teknik olarak SGK’nın borç silme yetkisi olmamasına rağmen, bu iddiada asıl hedef doğrudan Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal yapıldığı daha sonradan net bir şekilde anlaşıldı.
Olayın perde arkasındaki en net gerçek ise bizzat ilgili şirketin duruşuyla ortaya çıktı. Şirket yetkilileri ne resmi ne de gayri resmi hiçbir aşamada "Bizden para istendi" yönünde bir beyanda bulunmamıştı.
Hatta eski İl Müdürü Mehmet Tanrıöver’in, görevden alınacağını kesin olarak anladığında bu dosyayı kendine kalkan yapmak amacıyla şirket muhataplarından bazılarını aradığı ve şikayetçi olmaları yönünde baskı yaptığı da biliniyor. Ancak şirket yetkililerinin, "Böyle bir olay yaşanmadı ki, neyi şikâyet edeceğiz?" diyerek bu talebi reddettiği öğrenildi.
Yaşanan rutin idari süreçlerin, sanki perde arkasında kirli ilişkiler varmış gibi tutanak altına alınmaya çalışılması ise il müdürünün muhafazakâr camiada kendisini gönüllerde aklama çabasından başka bir şey olmadığı olaylar zincirine göre anlaşılması zor olmadı. Üstelik hazırlanan bu idari tutanakta diğer görevli memurların imzası yer alırken, olayı köpürten ve müfettiş talep eden Mehmet Tanrıöver’in kendi imzasının bulunmaması dikkat çeken en büyük tezatlardan biri oldu.
Haber: https://www.antalyahaber7.com/haber/sgk-olayinda-gercekler-ayrintida-saklandi-gorevden-alinma-ve-rusvet-iddialarinin-perde-arkasi-21677
Sonuç olarak; başka usulsüzlük ve şikayetler nedeniyle görevden alınan eski il müdürünün, giderayak rutin bir esnaf-kurum görüşmesini çarpıtarak, siyasi isimler üzerinden kamuoyunu manipüle etmeye ve görevden alınışını siyasallaştırmaya çalışması müfettiş raporlarının kısa sürede yaptığı incelemelerle geri teptiği biliniyor.
Antalya HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.