DEVLET İMKÂNLARIYLA KURULAN SÖZDE “GAZETECİLİK” YAPILANMASI VE KARANLIK GEÇMİŞ SORULARI
DEVLET İMKÂNLARIYLA KURULAN SÖZDE “GAZETECİLİK” YAPILANMASI VE KARANLIK GEÇMİŞ SORULARI
Devlet imkânlarıyla kurulan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla hayata geçirilen ve başına Mehmet Ali Dim’in getirildiği Küresel Gazeteciler Konseyi’nin yayın ve faaliyetleri kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Kamu kaynaklarıyla varlık bulan bir yapının, zaman zaman iktidar karşıtı bir çizgide algı oluşturan tutumlar sergilemesi “Bu konsey kimin adına, kime karşı çalışıyor?” sorusunu yüksek sesle gündeme taşıdı.
Devlet imkânlarıyla kurulan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla hayata geçirilen ve başına Mehmet Ali Dim’in getirildiği Küresel Gazeteciler Konseyi’nin yayın ve faaliyetleri kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Kamu kaynaklarıyla varlık bulan bir yapının, zaman zaman iktidar karşıtı bir çizgide algı oluşturan tutumlar sergilemesi “Bu konsey kimin adına, kime karşı çalışıyor?” sorusunu yüksek sesle gündeme taşıdı.
3335 sayılı yasa gerekçe gösterilerek, 14 Ekim 2019 tarihli ve 1660 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile “uluslararası birlik” statüsü verilen Küresel Gazeteciler Konseyi’nin, gazetecilik faaliyetlerinden çok PR, vitrin oluşturma ve köşe kapma organizasyonu olarak çalıştığı yönündeki iddialar giderek ağırlaşıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikna edilmesiyle devlet imkânlarına eriştiği öne sürülen bu yapının; özellikle Avrupa’da AKP hükümetini yıpratan, hükümete karşı pozisyon alan bazı isimleri bünyesine alarak meşruiyet devşirmeye çalıştığı iddia ediliyor. Ortada düzenli yayın yapan gazeteler yok, kamuoyuna karşı bir hesap verebilirlik yok; buna rağmen kartvizitler, unvanlar ve masa başı ilişkiler üzerinden “uluslararası gazetecilik” pazarlaması yürütülüyor.
Tartışmaların merkezindeki bir diğer başlık ise Küresel Gazeteciler Konseyi Başkanı M. Ali Dim’in geçmişi. Dim’in ismi, geçmiş yıllarda FETÖ yapılanmasıyla yan yana anılan yayınlar, kamuoyunda tepki çeken övgü içerikli manşetler ve o dönemin medya diliyle örtüşen haber çizgileri nedeniyle yeniden gündeme geliyor.
O dönem FETÖ’yü parlatan, meşrulaştıran ve eleştirmekten özellikle kaçınan yayın organlarında yöneticilik ve imza sorumluluğu bulunduğu iddia edilen Dim’in, bugün “uluslararası gazetecilik” iddiasıyla kamu gücü ve devlet imkânlarıyla anılması ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Bu yapı gerçekten gazetecilik mi yapıyor, yoksa geçmişi tartışmalı isimler üzerinden algı, vitrin ve ilişki ağı mı inşa ediliyor?
Devletin itibarı kimin geçmişini aklamak için kullanılıyor?
Çıkmayan fakat çıkıyormuş gibi gösteren sözde gazetelerle ne iş cevirmeye calışıyorlar...?






Antalya HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.